Arsuz Denemeleri
Arsuz: Bir Yere Ait Olmanın Sessiz Hâli
Bazı şehirler insana adres verir, bazılarıysa kendine dönebileceği bir iç mekân. Arsuz’un denizi, rüzgârı ve ağır akan akşamları arasında aidiyet üzerine bir deneme.
Bu yazıyla başlaBÜTÜN YAZILAR
Arsuz’dan iç monologlar; bazen derin, bazen komik, çoğu zaman ikisi birden. Ruh hâline göre bir rota seç veya bütün yazılarda kaybol.
BUGÜN NE OKUMAK İSTERSİN?
Karar vermekle uğraşma. Nasıl hissettiğini seç, gerisini yazılar halletsin.
Arsuz Denemeleri
Bazı şehirler insana adres verir, bazılarıysa kendine dönebileceği bir iç mekân. Arsuz’un denizi, rüzgârı ve ağır akan akşamları arasında aidiyet üzerine bir deneme.
Bu yazıyla başlaYAZI ARŞİVİ
34 yazı
Bir anın görüntüsünü, sesini, kokusunu, tadını ve dokusunu aynı anda yakalamaya çalışmak; hayatı eksilterek kolaylaştırmak ve bütünüyle hissederken yorulmak üzerine.
Yazıyı okuBir yerde ayıplanan yakınlığın başka bir yerde sıradan oluşu, topluma uyarken kendinden uzaklaşmak ve insanın kendi vicdanını kalabalığın sesinden ayırma çabası üzerine.
Yazıyı okuDünyayı merak ediyorum. Ne için yaşadığımı bilmiyorum. Üstelik mutluyum. Bu üç cümlenin birbirine itiraz etmek zorunda olup olmadığı üzerine bir deneme.
Yazıyı okuBazı insanlar seninle değil, üzerindeki güneşle arkadaşmış. Hayatın havası bozulunca şehrin nasıl boşaldığını görüyorsun.
Yazıyı okuBirini düşünmek eskiden iyi gelirdi. Şimdi aynı düşüncenin ardından bir yorgunluk geliyor. Çok incindikten sonra sevmenin anlamına yeniden bakmak üzerine.
Yazıyı okuBirlikte yaşarken büyülü olan şeylerin, sonradan hatırlamak istemediğimiz ayrıntılara dönüşmesi üzerine. Güzel geçmişi inkâr etmeden bugünde kalmaya çalışmak.
Yazıyı okuPiyanodan drone'a, kitaplardan yeni fikirlere uzanan bir merak; ama hiçbirine başlamak için yerinden kalkmayan bir iç ses. Hevesin sessizliği üzerine kişisel bir deneme.
Yazıyı okuBir kadeh olmadan sohbet neden bazen zorlaşıyor? Alkol, sosyal cesaret ve insanın kendi sesiyle dış dünyaya bağlanması üzerine bir deneme.
Yazıyı okuKalabalığın ortasında yalnız hissetmek ve başkalarının en güzel karelerine bakıp kendi gününü eksik sanmak üzerine bir yazı.
Yazıyı okuBir yanda hayatın anlamını arıyorum, diğer yanda son ödeme tarihini. Para kazanma zorunluluğu, tükenmişlik ve insanın kendine ait küçük bir bölgeyi koruma çabası üzerine.
Yazıyı okuBir mesajı yazıp silerken, kapıdan çıkmadan geri dönerken ya da cevabı birkaç saniye geciktirirken aslında neyin provasını yapıyoruz? Kimsenin görmediği küçük tereddütlerin insanı nasıl ele verdiğine dair bir keşif.
Yazıyı okuİnsan kendini korudukça sakinleşiyor olabilir; peki hayatından da uzaklaşıyorsa? Gerçekten yaşamaya çalışmanın kaçınılmaz huzursuzluğu üzerine.
Yazıyı okuBaşkalarını ayakta tutmaya çalışırken kendi hayatımdan neleri eksilttiğimi geç fark ettim. Vazgeçmek bencillik değil; Tanrı olmadığımı kabul etmekti.
Yazıyı okuYa kader dediğimiz şey, çözemediğimiz şeylerin tekrarından ibaretse? Belki de asıl mesele döngüden çıkmak değil, karanlığın içinde neyi koruduğumuzdur. Peki ya seni sen yapan şey, çoktan başka bir zamanda kaybolduysa?
Yazıyı okuBelki de Hiçbir Şeyi Kaçırmadım... Belki de Bütün Yaptığım, Kendimi İyi Hissetmeye Çalışmak.
Yazıyı okuBazı şehirler insana adres verir, bazılarıysa kendine dönebileceği bir iç mekân. Arsuz’un denizi, rüzgârı ve ağır akan akşamları arasında aidiyet üzerine bir deneme.
Yazıyı okuGündüz susturduğumuz bütün düşünceler neden gece mesaiye kalıyor? Zihnin arşivinden çıkan eski utançlar ve henüz yaşanmamış felaketlerle mizahi bir hesaplaşma.
Yazıyı okuBir iş daha bitsin, biraz daha para biriksin, hayat biraz düzelsin… Mutluluğu sürekli ileri bir tarihe erteleyen görünmez takvim üzerine.
Yazıyı okuDeniz aynı kıyıya tekrar tekrar vururken çocukluk, kayık kokusu ve eski Arsuz yazları neden her seferinde biraz daha yakına geliyor?
Yazıyı okuValizi toplamak kolay olabilir; insan zihnini geride bırakamıyorsa en sakin kıyı bile içindeki gürültüyü susturmaya yetmez.
Yazıyı okuPortakal ve limon çiçeklerinin birkaç saniyede geri getirdiği neşe, sadeliğin içindeki büyük zenginliği yeniden gösteriyor.
Yazıyı okuHerkes bir yere yetişirken Arsuz, zamanı güneşin batışıyla ölçmeyi ve durmanın aslında kendini duymak olduğunu hatırlatıyor.
Yazıyı okuZirveye varmak güzel; yine de yolun kokusunu, sesini ve ara duraklarda karşılaştığım insanları kaçırınca başarının tadı biraz eksiliyor.
Yazıyı okuHava ne yaparsa yapsın ona söyleyecek bir söz buluyorum. İşin komik tarafı, şikâyet ederken çoğu zaman bir önceki havayı özlüyorum.
Yazıyı okuDeniz her saatte başka bir yüz gösteriyor; ben de ona bakarken kendimle ilgili her defasında başka bir şey görüyorum. Bazen su ayna değil, yalnızca hareketli bir yüzey.
Yazıyı okuBüyük kararlar verirken kontrol bende olsun istiyorum; sonra hayatın benden habersiz ilerlediğini görüyorum. Eylemle akış arasındaki o huzursuz aralıkta duruyorum.
Yazıyı okuDüşünmek kıymetli, fakat düşüncenin içinde fazla kalınca hayat kapının önünden geçip gidiyor. Yedi yıllık notlarım bana biraz da bunu gösterdi.
Yazıyı okuSaat herkese aynı sayıları gösteriyor ama beklerken, çalışırken ya da denize bakarken zamanın ritmi değişiyor. Bunu ölçemiyorum; yine de hissediyorum.
Yazıyı okuTelefon hayatımı kolaylaştırıyor; aynı telefon bazen yolu, sohbeti ve dikkatimi benden devralıyor. Sorunum teknolojiyle değil, ona ne kadarını bıraktığımla.
Yazıyı okuHuzuru seviyorum, ama yeni bir yolun çağrısını da susturamıyorum. Bazen yerimde kalmakla hareket etmek arasında kendi çizgimi arıyorum.
Yazıyı okuİyi niyetimi kaybetmeden kendimi korumaya çalışıyorum; bazen ikisi aynı kapıdan geçmiyor. Güvenmek istiyorum ama güven yorgunluğu da benimle geliyor.
Yazıyı okuArsuz’daki bir yaz akşamında peşimden koşan köpek, korkunun bedene ne kadar hızlı yerleştiğini göstermişti. Onu yenmekten çok, onunla hareket etmeyi düşünüyorum.
Yazıyı okuBir binanın gölgesinde serinlerken betonun işe yaradığını inkâr edemedim; yine de kesilen ağacın yerini aynı gölge doldurmuyor. İki serinlik arasında bir fark var.
Yazıyı okuEn iyi yemeği ararken tabağa fazla, açlığıma ve masadaki insanlara az bakmışım. Bazı tatları asıl unutulmaz yapan şey, onlara karışan hatıra.
Yazıyı oku