FLASHBACK

Geçip giden anların kaldığı yer.

Ana sayfada 24 saat görünen kısa notlar ve kareler, süreleri dolunca burada yaşamaya devam ediyor.

Şu an kendimle aramı düzeltmeye çalışıyorum. Büyük bir tören yok. Kendime, sevdiğim birine söylemeyeceğim şeyleri söylemeyi biraz azaltıyorum. Yıllardır içimde ücretsiz çalışan bir eleştirmen var; mesai kavramını da hiç öğrenemedi. Kendimi sevmek için önce bütün kusurlarımı gidermem gerektiğini sanmışım. O iş bitene kadar ömrün bitebileceğini yeni fark ediyorum. Bugün biraz eksik, biraz kararsız hâlimle de kendi yanımda durabilirim. Hayat, birinin beni nasıl gördüğünü düşünerek tüketemeyeceğim kadar kısa; o düşüncenin içine sığdıramayacağım kadar zengin. Arsuz’da deniz hâlâ renk değiştiriyor. Bir şarkıda daha önce duymadığım bir ses var. Hiç tanışmadığım insanlar, henüz gülmediğim şeyler var. Ben bütün bunların ortasında eski bir cümleye takılıp kalıyorum. Hiçbir kırgınlık, geriye kalan ömrümü de alacak kadar değerli değil. Bu gece kendimi çözmeyi biraz bırakıyorum. Bir bardak su içip pencereyi açacağım. Kendimi sevmeye buradan başlayabilirim. İnsan kendine bir ömür eşlik edecekse, arada iyi davranmalı. Fikrimi değiştirdim. Dünya fark etmedi.

Doğayı en güzel hissettiğim yerlerden...

Sabahtan beri bugünü bir milat kabul etmeye çalışıyorum; sanki hayat, ben karar verirsem ikiye ayrılacakmış gibi. Oysa insan kendini ikna ederek yenilenmiyor. Şimdi yalnızca kendimi hissetmeye çalışıyorum. Belki başlangıç dediğimiz şey değiştiğimiz an değil, kendimizden kaçmadan durabildiğimiz ilk andır.

Sonsuz duygular ve uçsuz bucaksız deniz

İçimde tuhaf ama güzel bir denge var bugün. Kaygı hâlâ yakınlarda dolaşıyor; fakat artık beni yönetmiyor. Güvende olduğumu biliyorum. Hatta mutluyum. Sadece yüzüm, içimdeki sakinliğe biraz geriden geliyor. Arsuz’un denizi gibi düşününce daha anlaşılır oluyor; kıyıda küçük bir hareket var ama açıkta hava sakin. İnsan bazen iyi olduğunu hemen belli edemiyor. İçeride huzur çoktan gelmiş oluyor, dışarıdaki ifade ise biraz daha oyalanıyor. Bugün kendimi değiştirmeye çalışmıyorum. Sadece olduğum yerde durup, iyi olanı fark etmeye çalışıyorum. Kaygı var diye hayat kötü gitmiyor.

Kimseye söylemiyorum ama yine içiyorum :)

Gözcülerde bulunan ailemin evindeyim. Yine günüme karar vermeye çalışıyorum ama dış etken çok o yüzden akışa teslim olmak daha huzur verici. Birşeyler yapmak için plan yapmıyor ve heycanlanmıyorum. Günün sonunda hayatta kalmak en büyük hedefim olmaya başladı. Yine de kendime en az 1-2 saat ayırıp kimsenin sevmediği ama bana iyi gelen kafamın içindeki saçmalıkları dinleyebiliyorum. Sonra kalkıp sahip olduklarıma şükredip bunu hissetmeye çalışıyorum. Birazdan kitap okucam kahvemi demleyip...