← Bütün yazılar

Beynin Gece Vardiyası: Saat 03.17’de Açılan Gereksiz Dosyalar

Gündüz susturduğumuz bütün düşünceler neden gece mesaiye kalıyor? Zihnin arşivinden çıkan eski utançlar ve henüz yaşanmamış felaketlerle mizahi bir hesaplaşma.

Gece saat 03.17. Ev sessiz, sokak sessiz, telefon bile senden umudunu kesmiş. Tam uykuya yaklaşırken beynin masaya bir dosya bırakıyor: 2014 yılında söylediğin ve muhtemelen kimsenin hatırlamadığı o cümle. Dosyanın üstünde kırmızı harflerle ‘ACİL’ yazıyor. On iki yıldır beklemiş ama belli ki konu bu gece çözülecek.

Gündüzleri zihnim oldukça kurumsal çalışıyor. Yapılacaklar listesi, toplantılar, cevaplanacak mesajlar... Gece olunca aynı kurumun bütün ciddiyeti dağılıyor. Muhasebe servisi çocukluk anılarını inceliyor, insan kaynakları eski ilişkileri yeniden mülakata çağırıyor, risk yönetimi ise henüz yaşanmamış felaketler için kırk yedi sayfalık sunum hazırlıyor.

En etkileyici bölüm, beynin kanıt kullanma biçimi. ‘Her şey kötü gidebilir’ diyor. Neden? Çünkü geçen salı kahve fincanını masaya biraz sert bırakmışım. Buradan ekonomik kriz, yalnızlık ve bilinmez bir kas ağrısı arasında kusursuz bir bağ kuruyor. Gündüz bu mantığa gülerdim; gece ise sunum çok profesyonel hazırlanmış gibi geliyor.

Uyumaya çalıştıkça düşünceler daha çok belirginleşiyor. Onları kovmak, kapıdan çıkardığın misafirin balkondan geri girmesine benziyor. ‘Bunu düşünmeyeceğim’ dediğin an düşünce artık gündemin birinci maddesi. Zihin, yasaklanan her şeyi özel gösterime alıyor.

Belki mesele düşünceleri susturmak değildir. Çünkü beyin, susturulmayı kişisel algılıyor. Belki yapılacak şey, gece vardiyasındaki memura nazikçe teşekkür edip dosyanın sabah inceleneceğini söylemektir. Bazı sorunlar karanlıkta dev görünür; gün ışığı geldiğinde normal boyutlarına döner.

Sabah olduğunda geceki büyük krizlerin çoğu ortada olmaz. 2014’teki cümle yine önemsizdir, gelecek hâlâ bilinmezdir ama artık felaket filmi müziği çalmıyordur. Demek ki bütün düşünceler gerçek değildir; bazıları yalnızca uykusuzluğun iyi ışıklandırılmış prodüksiyonlarıdır.

Kendime yeni bir kural koydum: Gece yarısından sonra alınan zihinsel kararlar ertesi gün onaya tabidir. Saat 03.17’de hayatımı değiştirmiyorum, kimseye uzun mesaj atmıyorum ve geçmişteki hâlime dava açmıyorum. Beyin çalışabilir; fakat imza yetkisi sabaha kadar askıda.

Yine de gece düşünmenin tuhaf bir dürüstlüğü var. Gündüz koşuştururken üzerini örttüğümüz bazı duygular sessizlikte sesini duyuruyor. Hepsini ciddiye almak gerekmiyor, ama hiçbirini dinlememek de doğru değil. Belki yapılacak şey, gerçeği gürültüden ayırmayı öğrenmek.

Bu gece aynı dosya yeniden açılırsa kendime şunu hatırlatacağım: Dünya o cümleden sonra dönmeye devam etti. İnsanlar kendi utançlarını düşünmekten benimkine vakit bulamadı. Ve sabah, zihnin bütün dramatik toplantılarına rağmen yine gelecek.

Fikrimi değiştirdim. Dünya fark etmedi.