← Bütün yazılar

Mutluluğu Sonraya Bırakma Servisi

Bir iş daha bitsin, biraz daha para biriksin, hayat biraz düzelsin… Mutluluğu sürekli ileri bir tarihe erteleyen görünmez takvim üzerine.

Mutluluk için bütün şartları hazırladım. Birkaç işin bitmesi, bazı insanların değişmesi, hesabın biraz rahatlaması, havanın düzelmesi ve zihnimin makul davranması kaldı. Yani teknik olarak mutluluğa çok yakınım; yalnızca hayatın tamamen başka bir hayat olması gerekiyor.

Kendimize sürekli küçük sözleşmeler imzalatıyoruz: Bu proje bitsin dinleneceğim. Şu borç kapansın rahatlayacağım. Biraz kilo vereyim kendimi seveceğim. Doğru insan gelsin hayata başlayacağım. Şimdiki zamanı bekleme salonuna çevirip asıl hayatın birazdan başlayacağını sanıyoruz.

Sorun şu ki hayat, şartnamemizi okumuyor. Bir işi bitirince yenisi geliyor. Bir kaygıyı çözdüğümüzde zihnimiz boş kalan koltuğa başka bir kaygı oturtuyor. Ulaştığımız hedef, uzaktan göründüğü kadar parlak olmayınca daha büyük bir hedef seçiyoruz. Erteleme servisi hiç kapanmıyor.

Belki mutluluğu büyük bir sonuç olarak düşündüğümüz için onu kaçırıyoruz. Mutlu olmak sanki törenle başlayacak, fonda doğru müzik çalacak ve bütün meseleler aynı anda çözülecek. Oysa iyi hissettiğimiz anların çoğu habersiz geliyor: Beklemediğimiz bir telefon, doğru anda esen rüzgâr, iyi demlenmiş çay, uzun zamandır görmediğimiz birinin gülüşü.

Bunlar hayatın arasına sıkışmış küçük molalar değil. Hayatın kendisi tam olarak bunlar. Büyük hedefler yalnızca aralarındaki mesafeyi ölçmemize yarıyor olabilir. Yıllar sonra başarı listemizi değil, o sırada kiminle güldüğümüzü, hangi masada oturduğumuzu ve eve dönerken nasıl hissettiğimizi hatırlıyoruz.

Elbette insan geleceği için çalışmalı. Fakat geleceği kurarken bugünü şantiye alanına çevirmemek gerekiyor. Sürekli inşaat hâlindeki bir hayatta oturacak tek bir oda bırakmıyorsak, bina bittiğinde içinde yaşayacak hâlimiz kalmayabilir.

Kendime ‘Şu an ne eksik?’ diye sorduğumda zihnim uzun bir liste çıkarıyor. ‘Şu an ne var?’ diye sorduğumdaysa önce sessiz kalıyor. Sonra pencereyi, nefesi, masadaki bardağı, arayabileceğim insanları fark ediyor. Soruyu değiştirince hayatın bilançosu da değişiyor.

Mutluluk belki kalıcı bir ikamet değil; sık sık uğradığımız ama aceleden kapısını fark etmediğimiz bir yer. Orada sonsuza kadar kalamayız. Zaten hiçbir duygu sonsuza kadar sürmez. Fakat geldiğinde içeri girebilir, kısa diye küçümsemeden oturabiliriz.

Bugünü büyük bir başlangıca dönüştürmek zorunda değilim. Hayatımı bir gecede düzeltmeyeceğim. Yalnızca iyi olan bir şeyi, daha iyi bir zaman için ertelemeyeceğim. Çünkü takvimde ‘her şeyin tamam olduğu gün’ diye bir tarih yok. Varsa bile muhtemelen o gün başka bir işimiz çıkar.

Fikrimi değiştirdim. Dünya fark etmedi.