Yine neden kötü hissediyorum? Ne zaman bitecek bu döngü? Bazı günler bu soruların etrafında o kadar çok dönüyorum ki cevap aramaktan çok aynı yerde iz bırakıyorum. İyi hissettiğim bir anın ardından kötü bir şey olduğunda, sanki rahatladığım için cezalandırılmışım gibi geliyor. Bunun doğru olduğunu söyleyemem. His, doğruluk belgesi istemiyor zaten; gelip sandalyeye oturuyor.
İyi niyeti gördüğümde kendimi, benimle yaşamak isteyen insana bırakmak istiyorum. Teslimiyet kelimesi biraz ürkütücü ama içinde sevdiğim bir sıcaklık var: Her hareketi hesaplamamak, cümlelerin arkasını aramamak, yanında uyurken zihnin nöbet tutmaması. Sonra geçmişten kalan yorgunluk kapıyı çalıyor. İçeri almayayım diyorum, anahtarı benden önce bulmuş oluyor.
Güvenmek ile kendimi korumak arasında düzgün bir çizgi çekemiyorum. Fazla yaklaşırsam kaybolmaktan, geri durursam gerçek bir yakınlığı kaçırmaktan korkuyorum. Sınır koyunca soğuk biriymişim gibi hissedebiliyorum; sınırı kaldırınca bu defa neden kendimi bu kadar açıkta bıraktığımı soruyorum. İki tarafta da beni sorguya çeken yine benim. Epey çalışkan bir sorgu memuru.
İyi niyetin tek başına yetmediğini kabul etmek zor geliyor. Çünkü niyet temizse sonucun da temiz olması gerektiğini sanıyorum. Oysa insanlar birbirini severken de yorabiliyor, yanlış anlayabiliyor, kendi korkusunu karşısındakinin omzuna bırakabiliyor. Bunu bilmek beni daha kuşkulu yapıyor. Her davranışı ölçmeye başladığımda ise yakınlık, küçük hesapların tutulduğu bir deftere dönüyor.
Güven yorgunluğu bazen büyük bir kırılma gibi görünmüyor. Daha çok küçük gecikmelerle belli oluyor: Bir cümleye hemen inanamamak, güzel bir davranışın arkasında başka bir neden aramak, rahatladığımı fark edince yeniden tetikte durmak. Karşımdaki insanın yaptığıyla geçmişte olanı ayırmaya çalışıyorum. Zihin ikisini aynı dosyaya koymakta benden hızlı.
Başlığın söylediği gibi acıdan kurtulmanın yollarını sıralamak isterdim. Birinci madde, ikinci madde, sonuna da etkileyici bir cümle… Fakat bende böyle bir liste yok. Bazen konuşmak hafifletiyor, bazen susmak. Bazen uzaklaşınca nefes alıyorum, bazen o mesafe acıyı daha görünür yapıyor. Aynı yöntem iki ayrı günde aynı sonucu vermiyor. Ben de kullanım kılavuzumu kaybetmiş gibiyim; belki hiç basılmadı.
Kendimi tamamen teslim etmek istememle sınır koyma ihtiyacım aynı anda gerçek olabilir mi? Bu soruya evet deyip rahatlamak kolay, o ikisini günlük hayatta yan yana tutmak zor. Bir kapıyı kapatmadan aralık bırakmak gibi. İçeri temiz hava da giriyor, soğuk da. Hangisi gelecek diye sürekli kapının başında beklersem odada yaşayacak vakit kalmıyor.
Acının güzel bir öğretmen olduğuna inanmıyorum. Bazı günler hiçbir şey öğretmeden yoruyor. Yine de içimde iyi niyete ayrılmış küçük bir yer duruyor; hemen yanına da yeni bir kilit koymuşum. Kapı aralık. Elim hâlâ anahtarın üzerinde.
Fikrimi değiştirdim. Dünya fark etmedi.